Nil'de baraj savaşı

07.07.2020
Musa Özuğurlu
Alıntı Yazı

Seçeneklerin hepsi önümüzde mevcut. Ancak ihtiyaca göre adım adım gitmeliyiz. Eğer diplomasi ve uluslararası hukuk başarısız olursa suyumuzun güvenliği için hayal bile edilemeyecek diğer seçeneklere (savaş) başvurabiliriz. Çünkü suyun güvenliği bizim için ölüm kalım meselesidir.

Mısır bu baraj ile ilgili anlaşma yaparsa (yapıma izin verirse) bu, büyük bir stratejik hata olur. Çünkü Etiyopya ile birlikte baraj inşaatının arkasında olan İsrail ve ABD bunu Mısır’a karşı ölümcül bir koz olarak kullanabilir. Bu nedenle biz de Etiyopya’da ölümcül kozlar kullanmalıyız. Etiyopya halkının yüzde 35’ini Orormolar oluşturuyor. Biz de “Oromo Kurtuluş Cephesi’ni” destekleyebiliriz.

Etiyopya’nın iç problemlerini körükleme ya da doğrudan savaş seçeneklerin dillendirildiği bu toplantı benzer cümleler ile devam ediyor. Toplantı 3 Haziran 2013 tarihinde dönemin devlet başkanı Muhammed Mursi başkanlığında yapılmış ve bu sözler Mısır devlet televizyonu  tarafından “yanlışlıkla” canlı olarak yayınlanmıştı.

Libya’daki gelişmeler nedeniyle Türkiye’ye karşı zaman zaman sertleşen açıklamalar yapan Mısır’ın o günlerde olduğu gibi bu günlerde de önündeki asıl sorun Etiyopya ile yaşadığı Rönesans (Nahda) barajı sorunu. Libya’nın önemi malum ama neredeyse tüm varlığını borçlu olduğu Nil Nehri üzerinde inşaatı devam eden baraj Mısır için hayati önemde. Dolayısıyla Türkiye ile savaş olasılığı dillendirilen Mısır açısından bu baraj ve barajla ilgili gelişmeler (gerekirse Etiyopya ile savaş) öncelik arz ediyor.

6650 km. ile dünyanın en uzun (Brezilya Amazon’un en uzun olduğunu iddia ediyor) ve Amazon’dan sonra en yüksek debisine sahip olan Nil deyince aslında (doğduğu yerler ve ana kolları oluşturan nehirler ile birlikte) Tanzanya, Ruanda, Uganda, Burundi, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Kenya, Etiyopya, Eritre, Güney Sudan, Demokratik Sudan Cumhuriyeti ve Mısır’dan bahsediyoruz. Ancak Nil’in kullanımı mücadelesinde birkaç ülke ve Nil’in iki ana kolu ile Mısır’da Nasır Barajı ve sonrasında Akdeniz’e uzanan kısmı öne çıkarılmış durumda.

Sudan’ın başkenti Hartum’da birleşip tek kola inen Nil Nehri buradan önce iki ana koldan besleniyor. Bu kollara Mavi Nil ve Beyaz Nil adı veriliyor.

Beyaz Nil kolu Kenya Uganda ve Tanzanya sınırında bulunan Viktorya Gölü’nden çıkan bir kol. Viktorya Gölü’nü besleyen başka kollar (nehirler) da var ve bunlar da Nil’i besleyen kollar olarak kabul ediliyor. Bunların ayrıntısı konuyu uzatır.

Diğer ana kolu oluşturan Mavi Nil ise Etiyopya’da Tana Gölü’nden doğuyor ve Hartum’da diğer kol ile birleşiyor. Sudan’a (Atbara’ya) uzanan bir başka kol olan Atbara Nehri ise sadece yağmur zamanlarında akması ve çabuk kuruması nedeniyle bu iki ana kol kadar önem taşımıyor.

Mısır ile Etiyopya arasında savaş tehditlerine kadar varan mücadele ise işte bu kollardan Mavi Nil üzerinde yapımı süren baraj nedeniyle yaşanıyor.

Sorun yeniymiş gibi görünse de aslında çok eskilere dayanıyor. 1929 yılında İngiltere ile Mısır arasında yapılan ve 1959’da güncellenen Nil’in kullanımı anlaşmasında ise sadece Mısır ve Sudan zikredilmiş, diğer ülkeler dikkate alınmamış.

Diğer yandan Nil’in geçtiği ülkeler arasında (iki) Sudan en büyük yüzölçümüne sahip ancak son ulaştığı ve denize döküldüğü ülke olan Mısır, Nil’den aslan payını alıyor.

Tarım ülkesi olan Mısır’ın ekonomisi yüzde 90 oranında Nil’e bağlı. Afrika kıtasının yaklaşık yüzde 10’luk bir havzasını sulayan Nil bu nedenle Mısır için hayati önem arz ediyor. Mısır nüfusunun yüzde 90’ı Nil Havzası’nda yaşıyor.

Mısır’da Nil’in sularının “çalınması” ihtimali paranoya sınırlarında. Girişte bir kısmı aktarılan videonun ilerleyen bölümlerinde kabine üyelerinden biri sözü İsrail’e getiriyor ve İsrail’in Nil Nehri’nin sularını yeraltı boru hatları ile kendi ülkesine taşıma hedefi olduğunu iddia ediyor.

İsrail üzerinde durulmasının nedenlerinden biri İsrail-Etiyopya ilişkileri ile ilgili. Etiyopya’da kendilerine “Beta Yahudileri” adı verilen bir azınlık yaşıyor. 20’nci yy. sonlarına doğru çoğu İsrail’e göçmüş olsa da bugün sayıları 4 bin kadar olduğu tahmin edilen topluluğun Etiyopya’da hâlâ etkili oldukları anlatılıyor. Dolayısıyla İsrail’in baraj meselesinde Mısır aleyhinde bir tavır içinde olduğu düşünülüyor.

Etiyopya-İsrail ilişkileri 1960 yılında Haile Selasi’ye karşı yapılan darbeye İsrail’in Selasi lehine müdahale etmesi ve darbeyi önlemesine varacak kadar yakın. İsrail Etiyopya’da hükümete “Eritre Kurtuluş Cephesi”ne karşı savaşında da yardım ediyor. Özellikle askeri alanda işbirliği bugüne kadar devam ediyor. İsrail 1970’lerde girişte verilen Mısır Bakanlar Kurulu toplantısında Etiyopya’ya karşı kullanılması önerilen Oromo Kurtuluş Cephesi’ne karşı Etiyopya hükümetini destekliyor.

Mısır ile Etiyopya arasındaki su savaşı Nil’i yüzde 85’lik oran ile besleyen en önemli kol olan Mavi Nil’in doğduğu Etiyopya’nın, Nil’den daha fazla faydalanabilmek için 2011 yılında Etiyopya-Sudan sınırında Afrika’nın en büyük hidroelektrik santralını da içeren “Büyük Rönesans Barajı’nın” inşaatına başlaması ile yeni bir aşamaya girdi.

Mısır aslında prensip olarak baraj yapımına karşı değil, sorun iki başlık altında yaşanıyor: Uzun vadede Etiyopya’nın ileride baraj kartını Mısır’a karşı kullanma olasılığı, kısa vadede ise barajın su tutma işleminin ne kadar sürede tamamlanacağı.

Mısır kendi sulama alanlarının etkilenmemesi için Etiyopya’dan su tutma işlemini yavaşlatmasını istiyor. Etiyopya ise barajı bir an önce doldurmayı amaçlıyor. Bugünlerde Sudan başta olmak üzere ABD gibi ülkelerin de arabuluculuğunda olumlu adımlar atıldığı belirtiliyor ancak henüz somut bir anlaşmaya varılmış değil.

Nil sularının kontrolü ve diğer ülkelerdeki baraj yapımlarında Mısır’a veto hakkı veren 1929 (kolonyal) Anlaşması’nı tanımayan Etiyopya Mısır’ın karşı çıkışlarına gerekirse savaşa hazır olduğu cevabını veriyor. Mısır ise Nil Havzası’nda yer alan ülkelerin çoğunu kendi arka bahçesi olarak görüyor. Diğer yandan yukarıda Mursi örneğini verdik ancak Nil ve ilgili politikalar Mısır açısından “devlet güvenlik meselesi” olma özelliğini koruyor, bu nedenle yürütülecek politikalar hükümetlere bağlı olarak değişebilecek politikalar değil.

Önümüzdeki günler meselenin nereye doğru gideceğini göstermesi açısından önemli. Etiyopya bir yandan diplomasiye devam ederken diğer yandan baraj inşaatını devam ettiriyor. Bakalım Mısır bu problemi kendi kabul edebileceği sınırlar içerisinde çözebilecek mi?

Yorum Ekle
Yorumlar
Henüz Yorum Eklenmemiş